TÜRKİYE’DE YAPILMIŞ ARAŞTIRMALAR

müzik-otizm-arastirmaBilgehan Eren, (2012) “Orff Yaklaşımına Göre Hazırlanan Müzik Etkinlikleri İçinde İpucunun Giderek Azaltılması Yöntemi İle Yapılan Gömülü Öğretimin Otistik Çocuklara Kavram Öğretmedeki Etkililiği” başlıklı araştırmasında, (Doktora Tezi) tek denekli araştırma modellerinden deneklerarası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Aynı zamanda araştırmanın genelleme (ortamlar arası, kişiler arası ve araç-gereçler arası) etkisi öntest-sontest şeklinde incelenmiş, öğrenmenin kalıcılığı ise, uygulama sona erdikten sonraki 1., 2. ve 4. haftalarda uygulanan izleme oturumları ile kontrol edilmiştir. Araştırma, İstanbul’da Özel Nova Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde Yaygın Gelişimsel Bozukluklar başlığı altında yer alan otizm tanısı konulmuş ve adı geçen kurumda bireysel eğitime devam eden, 4,5 ve 5,5 yaşlarında iki erkek ve 3 yaşında bir kız çocuğu ile yürütülmüştür. Orff yaklaşımına göre hazırlanan müzik etkinlikleri içinde ipucunun giderek azaltılması yöntemi ile yapılan gömülü öğretimin otizmli çocuklara kavram öğretmedeki etkililiğini değerlendirmek üzere toplu yoklama, günlük yoklama, uygulama (öğretim), izleme ve genelleme oturumları düzenlenmiştir. Oturumların tümü birebir öğretim şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verisi toplanmıştır. İpucunun giderek azaltılması yöntemi ile yapılan gömülü öğretimin etkisini belirlemek üzere grafiksel analiz yapılmıştır. Araştırma bulguları, Orff yaklaşımına göre hazırlanan müzik etkinlikleri içinde ipucunun giderek azaltılması yöntemi ile yapılan gömülü öğretimin otizmli çocuklara kavram öğretmedeki etkisinin olumlu yönde olduğunu göstermektedir. Öğretimin uygulamalarının sona ermesinden sonraki 1., 2., ve 4., haftalarda yapılan izleme oturumları ile de kalıcılığın korunduğu ve öğrenilen kavramın farklı ortama, farklı kişilere ve farklı araç-gereçlere genellenmesinde etkili olduğunu göstermektedir. Araştırmada ayrıca araştırmanın amaçlarının, bu amaçları karşılamak üzere kullanılan öğretim uygulamalarının ve elde edilen bulguların önemini belirleyebilmek üzere çalışmanın sosyal geçerlik boyutu da incelenmiştir.

 

Didem Mutlu Karşıyakalı, (2011) “Otistik Bir Öğrenciye Adı Söylenen Çalgıyı Gösterebilme Öğretiminde Eşzamanlı İpucuyla Öğretimin Etkililiği” konu başlıklı bir araştırma (Yüksek Lisans Tezi)  yürütmüştür.  Ayrıca öğretim sırasında hedeflenmeyen beceri öğretimine yer verilmiştir. Hedeflenmeyen beceri sunumu, gösterebildiği çalgıyı amacına uygun şekilde çaldırabilmek şeklinde yapılmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın genelleme etkisi öntest-sontest şeklinde, ortamlar arası ve kişiler arası genellemeye yönelik düzenlemeye yer verilerek yapılmıştır. Öğrenmenin kalıcılığı ise; uygulama sona erdikten 2 ve 4 hafta sonra uygulanan izleme oturumları ile kontrol edilmiştir. Araştırma, İstanbul’da bir özel eğitim merkezinde bireysel eğitime devam eden 7 yaşında otizmli bir erkek çocuğu ile yapılmıştır. Adı Söylenen Çalgıyı Gösterebilme davranışının eşzamanlı ipucu ile öğretiminin etkililiğinin araştırıldığı bu araştırmada; toplu yoklama, günlük yoklama, öğretim oturumu, izleme ve genelleme oturumları düzenlenmiştir. Oturumların tümü birebir öğretim şekli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verisi toplanmıştır ve eşzamanlı ipucu ile öğretimin etkililiğini belirlemek üzere grafiksel analiz yapılmıştır. Adı Söylenen Çalgıyı Gösterebilme Davranışının öğretiminde eşzamanlı ipucu ile öğretimin etkili olduğu araştırma bulgularında gözükmektedir ve öğretim sona erdikten 2 ve 4 hafta sonra yapılan izleme oturumları ile kalıcılığın korunduğu ve öğrenilenlerin aynı oturumda gerçekleştirilen farklı ortam ve farklı kişi genellemesinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.

 

Sabiha Açar, (2011) “Müziğin Otizmli Çocuklarda Görülen Dil Gelişim Bozukluğu Üzerindeki Etkisi: Basit Sözcüklerden Oluşan Şarkılar Çerçevesinde Bir Örnek Olay” başlıklı araştırmasında, (Lisans Tezi) basit kelimelerden oluşan şarkılar çerçevesinde konuşamayan bir otizmli çocuk ile gerçekleştirilen 10 oturumluk çalışma sonucunda elde edilen verilere bakılıp müziksel replik çalışmalarının otizmlilerin dil gelişimine katkıda sağladığı ortaya çıkmıştır. Hiç konuşma yetisi olmayan ve daha önce müziksel bir çalışmada yer almayan otizmli çocuk ile ilgili her oturum sırasında ve sonrasında olumlu gelişmelerin görülmesi çocuğun müzik ile kendini ilişkilendirdiğini göstermektedir. Müziksel replik çalışmalarına başladıktan sonra özel eğitim ve rehabilitasyon merkezindeki derslerini müzik olmadığı için reddetmesi, televizyona hiç ilgisi olmadığı halde reklam müziklerini dinlemek için televizyona yaklaşması, ıslık çalmaya başlaması müzik kullanımının otizmli çocuk üzerindeki önemli gelişmelerine işaret etmektedir. Piyanonun tuşlarına dokunduğunda ve marakasları salladığında ses çıktığını keşfetmesi otizmli çocuğun çevresindeki nesnelere vurmasına ve çıkan sesleri dinlemesinde etken olmuştur. Tabloların sonuçlarına bakıldığında başarının sessel olarak ifade edilebilen kelimelerin çalışıldığı oturumlarda daha çok olması otizmli çocuğun çıkan sesleri taklit edebilmesinde yani seslendirebilmesinde daha etkili olduğunu kanıtlamaktadır. Daha önce hiçbir şekilde anne kelimesini söylemeyen otizmli çocuğun müziksel replikler çalışmaları sonucunda anne kelimesini söylemesi ve bunu sık sık tekrar etmesi elde edilen önemli sonuçlardan biridir. Başarı sağlanan diğer durumlar ise otizmli çocuğun su isteğini “su,çu,şu” şeklinde, yemek ihtiyacını “mama” şeklinde ve fiillerin ilk hecelerini  yada tamamını sık sık  sessel olarak ifade etmesidir. On oturumluk müziksel replik çalışmaları sonucunda elde edilen bu sonuçlar müziğin otizmlilerin dil gelişimine katkı sağladığı ve müzik terapi olarak işlevini yerine getirdiğini ortaya çıkarmıştır.

 

Oğuz Önal, (2010) “Otistik Çocuklarda Müzik Eğitimi” konu başlıklı araştırmasında (Yüksek  Lisans Tezi) otizm rahatsızlığı olan çocukların müzik eğitimine olan  yatkınlıkları ve müziğe olan duyarlılıklarını tespit etmek istemiştir. Bu  amaçla 2009–2010 öğretim yılı içerisinde Kırıkkale’de biri Özel Eğitim kurumlarında  ve diğeri OÇEM özel alt sınıfında bulunan toplam iki otizmli çocukla çalışılmıştır. Araştırmada çocukların yaş seviyelerine uygun, sözleri kolay, melodisi akılda  kalıcı olan bir çocuk şarkısı öğretilmiştir. “Yaygın Gelişimsel Bozukluğu Olan Bireyler  İçin Performans Belirleme Formu”nda yer alan “müzik becerileri modülü”nden dört  beceri kullanılmıştır. Öğrenilmesi beklenen etkinlikler BÖP üyeleri tarafından her  oturum sonunda değerlendirilmiştir. Verilerin toplanmasında BÖP formu, BÖP  değerlendirme formu ve “Müzik Eğitimi Çalışma Sonucu Durum Tespit Gözlem  Formu” kullanılmıştır. Araştırmada her iki denek on oturumun sonunda yetenekleri parelerinde şarkının sözlerini ve ezgisini öğrenmiş ve yine her iki denek şarkının kaydını dinlerken şarkıya uygun ritim vurabilmiştir. Ancak, her iki denekte on oturumun sonunda şarkıyı söylerken şarkıya uygun ritim vuramamışlardır. Bu durum, otizmli çocukların yetenekleri ve ilgileri doğrultusunda verilen müzik eğitimine katılabileceklerinin göstergesidir. Otizmli çocuklarda, bireysel müzik eğitiminin gerekliliği ve her otizmli çocuğa özel müzik eğitimi programının hazırlanması bu araştırmanın sonuçlarındandır. Bu açıdan otizmli çocuklarla müzik eğitiminin güçlükleri ortadadır. Bütün bunlar göz önünde bulundurularak, otizmli çocuklarla müzik eğitiminde süreklilik oldukça önemlidir.

 

Uğur Gökmen, (2010) “Otizm Tanısı Almış Bir Çocuğun Müziğe ve Müzik Çalışmalarına Verdiği Tepkilerin Betimlenmesi” konu başlıklı araştırmasında (Yüksek Lisans Tezi) otizm tanısı almış bir çocuğun müziğe ve müzik çalışmalarına verdiği tepkileri betimlemiştir. Araştırmanın deseni “Niteliksel Araştırmalarda betimsel tek-denekli etkileşimsel durum çalışması deseni(Descriptive Single-Subject Interactive Case Study design in Qualitative Analysis)’dir”. Katılımcı, 6 yaşında otizm tanısı almış bir çocuktur. Araştırmanın verileri, yapılandırılmamış görüşmeler, video kamera kayıtları ve araştırmacı tarafından hazırlanan gözlemci kayıt çizelgesi ile toplanmıştır. Araştırma için yapılandırılmış sınıfta araştırmacının, katılımcı ile gerçekleştirdiği 30 çalışma 2 video kamera ile kaydedilmiştir. Birinci ve 30. Seanslar çalışmanın başını ve sonunu temsil ediyor olması açısından güvenirlik analizine dahil edilmiş olup, bu çalışmalar dışında her 10 çalışma bölümünden (1-10, 10-20, 20-30) seçkisiz olarak seçilen 2’şer çalışma da gözlemciler arası güvenirlik test sürecine eklenmiştir. Böylece toplam 8 çalışma gözlemciler tarafından kodlanmıştır. Bulgulara bakıldığında, gözlemci kayıt çizelgesindeki 13 itemden biri olan “çalışma ortamına uygun olmayan davranışlar” kategorisinde, 3 gözlemciye göre de uygun olamayan davranış sıklığının çalışmalar ilerledikçe azaldığı görülmüştür. Diğer itemlere yönelik analizler, gözlemciler arası tutarlılığa dayanarak, üç gözlemci arasından rastgele seçilmiş bir gözlemcinin verilerine dayanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu sonuçlara göre 11. item olan “iletişimi başlatma ve sürdürme” kategorisi hariç diğer tüm kategorilerde, katılımcının, çizelgede belirtilen davranışlarının, sıklıklarının arttığı gözlenmiştir. Sonuç olarak, bulgularda, yapılandırılmış ortamda, içerik olarak herhangi bir düzenleme yapılmaksızın gerçekleştirilen çalışmalarda, katılımcının müziğe ve müzik çalışmalarına olumlu tepkiler gösterdiği, araştırmacı ile istekli olarak iletişime geçtiği ve müzik çalışmalarına bağımsız ve istekli olarak katıldığı tespit edilmiştir.

 

Orçun Berrakçay, (2008) “Müziğin Bir Yaygın Gelişimsel Bozukluk Tipi Olan Otizmde Ortaya Çıkan Problemli Davranışlar Üzerindeki Etkisi: Ritim Uygulaması Çerçevesinde Dört Örnek Olay” isimli bir araştırma (Yüksek Lisans Tezi) yürütmüştür. Araştırmada müziğin, bütünüyle hastalık tedavi edici olmasa da belirli davranış bozuklukları sergileyen otizmli çocukların sosyal davranışlarının düzenlenmesinde bir etkisi olup olamayacağı sorusundan yola çıkmıştır. Otizmli çocukların müzikle ilişkilenmesi kapsamında yapılan ritim çalışmalarının çocuklardaki problem olarak görülen davranışların kontrolünü ne yönde etkilediğini anlamayı amaçlamış ve bu bağlamda dört otizmli çocukla haftada bir kez olmak üzere on oturumluk uygulama çalışması yapmıştır. Otizmli çocuklarla gerçekleştirilen araştırmada, Ritim Tekrarı Ölçeği’nde yer alan ritim kalıplarının uygulanıp, çocuğun yapabilme düzeyine göre Evet, Sözel Yardım, Fiziksel Yardım ve Hayır seçenekleri işaretlenerek uygulamaların kontrolü sağlanmıştır. Çalışmanın uygulama kısmı dışında çocuğun sosyal davranış değişimlerinin gözlemlenmesi, araştırmacının koşullar nedeniyle sürekli çocuğun yanında bulunamaması, çocukla birlikte yaşayamaması nedeniyle aileden yardım alınması bir yöntem, bir çözüm olarak görülüp aile çalışmaya dahil edilmiştir. Bunun için çocuğun problem davranışlarını izlemek için hazırlanan Problem Davranış Haftalık İzleme Formu’ndan yararlanılmış; Problem Davranış Haftalık İzleme Formu, çocuğun problem davranış gidişatını iki oturum arasındaki süreçte saat, gün ve tarih sıklıklarını yansıtmıştır. Bu çalışma sonunda ritim tekrarı çalışmalarının otizmli çocuklarının yine tekrara dayalı olarak ortaya çıkan problem davranışları yerine geçebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte problem davranışları ortaya çıkaran çevresel faktörlerin gücünün kimi zaman müziğin gücünden baskın olduğu ve problem davranışların en azından söz konusu faktörlerin devam etmesi süresince etkin olmadığı da çalışmanın bulguları arasındadır.

 

Kırcaali-İftar, Alaner, Uysal ve Tuncer (2003) Anadolu Üniversitesi bünyesinde otistik çocuklarla yaratıcı müzik terapi konulu bir pilot çalışma yapmışlardır. Araştırmada otizm tanısı konmuş çocuklar üzerinde yaratıcı müzik terapisi yöntemini uygulamak ve sonuçlarını irdelemek amaçlanmıştır. Araştırmada 5-10 yaşları arasında otistik çocuklar üzerinde Anadolu modları ve Nordoff-Robins müzik terapi yaklaşımı ile müzik etkinliklerinin kullanıldığı oturumlar düzenlenmiş ve sonuç olarak otizmli çocuklarla yapılan müzik terapinin doğaçlamaya dayalı olması, modal olması, basit ritmik yapı taşıması ve yapılan her oturumun kaydedilerek yeniden değerlendirme imkanı sağlanması gerekliliklerine ulaşılmıştır.

“TÜRKİYE’DE YAPILMIŞ ARAŞTIRMALAR” için 2 cevap

  1. Orçun bey merhabalar. size 1 veya 2 yıl önce telefon açmıştım.belki unutmuşsunuzdur. ben de öğrenme güçlüğüne sahip öğrencilere yönelik müzik eğitimi çalışıyorum.doktoram bitmek üzere.inşallah beraber bir gün bir çalışmada buluşabiliriz. başarılar dilerim

    1. Merhaba Ali Kerim Bey, sizi tekrardan tanıdığıma çok sevindim. Kusura bakmayın uzun zaman olduğu için hatırlayamadım. Doktora tezinizi sabırsızlıkla bekliyorum, başarılar dilerim. İzmir’e yolunuz düşerse mutlaka yüzyüze görüşmek isterim. Bir yerlerde karşılaşmak dileğiyle. Saygılarımla.
      Orçun Berrakçay

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.